
Yayınlanma: 27 Ağustos 2026 09:17
Güncellenme: 27 Ağustos 2026 07:52
ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), ileri evre pankreas kanseri tedavisinde kullanılacak daraxonrasib adlı ilaca onay verdi. Klinik çalışmalarda ilacı kullanan hastaların ortalama hayatta kalma süresi 13,2 ay olarak ölçülürken, kemoterapi uygulanan grupta bu süre 6,6 ayda kaldı.
Pankreas kanseri, erken dönemde belirti vermemesi ve çoğu zaman ileri evrede teşhis edilmesi nedeniyle tedavisi en zor kanser türleri arasında bulunuyor. Bu nedenle yeni tedavi seçenekleri tıp dünyasında yakından takip ediliyor.
FDA, Revolution Medicines tarafından geliştirilen daraxonrasib adlı ilacın kullanımını onayladı. Rasonque markasıyla sunulan ilaç, özellikle pankreas tümörlerinde yaygın olarak görülen belirli bir KRAS mutasyonunu hedefliyor.
FDA, daha önce ilaca ciddi ve tedavisi güç hastalıklar için hızlandırılmış değerlendirme sağlayan "Çığır Açan Tedavi" statüsü vermişti.
İlacın onayında önemli rol oynayan ileri aşama klinik çalışmada yaklaşık 500 hasta değerlendirildi.
Çalışmanın sonuçlarına göre, daraksonrasib kullanan hastaların ortalama genel sağkalım süresi 13,2 ay olarak belirlendi. Kemoterapi uygulanan hastalarda ise ortalama sağkalım 6,6 ay oldu.
Bu sonuçlar, daraxonrasib grubundaki ortalama sağkalımın çalışmadaki kemoterapi grubuna kıyasla yaklaşık iki katına çıktığını gösterdi.
FDA'nın Onkoloji Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Angelo de Claro, ilacın karşılanmamış önemli bir tıbbi ihtiyacın bulunduğu bir alanda dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu belirtti.
Daraxonrasib, pankreas kanserinde önemli bir rol oynayan KRAS genindeki belirli mutasyonu hedefleyen bir tedavi olarak öne çıkıyor.
KRAS mutasyonları pankreas tümörlerinde oldukça yaygın görülüyor. İlaç, mutasyona uğramış KRAS proteininin kanser hücrelerinin büyümesi ve çoğalmasına katkıda bulunan sinyallerini baskılamayı amaçlıyor.
Bu yönüyle daraxonrasib, özellikle belirli KRAS mutasyonunu taşıyan pankreas kanseri hastaları için yeni bir tedavi seçeneği oluşturuyor.
Klinik çalışmalarda daraksonrasib kullanan hastaların yaklaşık yüzde 44'ünde ciddi yan etkiler görüldü. Kemoterapi uygulanan grupta ise bu oran yüzde 57,5 olarak kaydedildi.
FDA tarafından bildirilen yaygın yan etkiler arasında; ciltte döküntü, ishal, mide bulantısı, yorgunluk ve kusma bulunuyor.
Tedavinin her pankreas kanseri hastası için uygun olmadığı ve kullanım kararının hastalığın özellikleri ile hastanın tıbbi durumuna göre hekim tarafından verilmesi gerektiği belirtiliyor.
Pankreas kanseri uzun yıllardır tedavisi en zor kanser türlerinden biri olarak biliniyor. Hastalığın çoğunlukla ileri aşamalarda teşhis edilmesi, tedavi seçeneklerinin sınırlı olması ve yüksek ölüm oranları yeni ilaçlara yönelik beklentileri artırıyor.
Daraxonrasibin klinik çalışmada ortaya koyduğu sağkalım sonuçları, özellikle uygun KRAS mutasyonuna sahip hastalar açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Eski ABD Senatörü Ben Sasse de 4. evre pankreas kanseri teşhisinin ardından katıldığı klinik çalışmada daraxonrasib kullandığını ve ilacın tümörlerinin küçülmesine yardımcı olduğunu açıklamıştı.
Bununla birlikte klinik çalışmadaki sonuçların tüm hastalar için aynı sonucu garanti etmediği ve ilacın etkisinin hastadan hastaya değişebileceği unutulmamalı.